Erkeklere yönelik 'toplumsal cinsiyet' kampı

Utamara’da erkeklere dönük 3 günlük eğitim kampı gerçekleşti. Kampa Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden erkekler katıldı. Katılımcılar, toplumsal cinsiyetçilik eksenli tartışmalar yürüttü
 
 
Almanya’nın Linz kentinde bulunan Utamara Kadın Buluşma Merkezi’nde  3-5 ekim arasında erkeklere dönük eğitim kampı düzenlendi. Kampa Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen erkekler katıldı. Kamp boyunca toplumsal cinsiyetçilik, kadın ve erkekte yaşanan geleneksel roller, kadına dönük şiddet, erkek egemen kültür, toplumsal özgürlük gibi konular ele alınıp, tartışıldı. Her yıl geleneksel olarak düzenlenen erkek kampı ile amaçlanan, toplumun şekillendirdiği erkek karakteri, geleneksel kadınlık, geleneksel aile ve sorunları, mülteci olmaktan kaynaklı sorunlar, toplumsallık, sosyal ve toplumsal algı konularının daha kapsamlı tartışılıp çözüm perspektiflerinin ortaya çıkarılması. 

Şiddetin kaynağı
 
Kendisiyle görüştüğümüz ‘Toplumsal cinsiyetçilik ve kadına dönük şiddet’ konulu seminere katılan Utamara çalışanı Fadile Yıldırım tartışmalara ilişkin gözlemlerini şöyle anlattı. “Bu tartışmalarımızda daha öncede gördük ki eğer istenirse toplumun geleneksel olarak kadınlara ve erkeklere biçtiiği roller kırılabilir ve aşılabilir. Yeter ki biz isteyelim. Aslında erkeklerle ‘erkek sorununu’ tartışmak oldukça önemli. Her ne kadar buna kadın sorunu desek de, sorunun asıl kaynağı erkek. Şiddeti uygulayan da erkek. Dolayısıyla erkeklerle oturup tartışmanın geliştirici olacağı kanısındayım. Gerek şimdi gerekse de daha önce yaptığımız tartışmalarda erkeklerin genel anlamda nasıl bir erkek olduklarını tanımlayamama gibi bir sorunları olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yani erkekler kendi hakikatlerini gerçekten tanımlamakta oldukça zorlanıyorlar.

Kendisiyle yüzleşme korkusu
 
Erkeklerin nasıl bir kimliğe sahip oldukları, hangi tarihsel geleneği temsil ettikleri noktasında kendi gerçekliklerine ad koymakta işe başlamaları gerektiğini belirten Yıldırım, “Ne olduğumuzu tanımlayamazsak ne olacağımızı da tanımlayamayız” diyor. 
Sorun teşkil eden diğer bir hususun da kendisiyle yüzleşme korkusu olduğuna dikkat çeken Yıldırım, bunun erkeklerde kendini bastırmayı, bastırmanın da geleneksel erkek rollerine sarılmayı getirdiğini belirtiyor. 
Yıldırım son olarak “Erkeklerin doğdukları andan itibaren maruz bırakıldıkları ‘duygusal olan zayıftır’ anlayışıyla duygudan arınmış, güçlü erkek algısının yarattığı derin erkeklik halleri var. Bunlar yaşamımızın her anına yansıyan şiddetin farklı türleri. Erkekler gerçekten de değişmek istiyorlarsa öncelikle kendilerini olduğu gibi kabul etmemeliler. Çünkü kendisinden memnun erkek, sistemle en fazla barışık erkektir. Tüm erkeklere önerimiz, kaçak veya yarım bir ağızla değil cesurca tartışmalarıdır” diyor. 

Eğitimin önemi
 
Kamp katılımcılarından Paşa Sabas, erkeğin her zaman kendini haklı gördüğü için şiddet uyguladığını, böylelikle güç gösterisi yaptığını belirtiyor. 
 
Şiddetin erkeğin genetiğinde olmadığını belirten Sabas, erkeklerin bunu sonradan öğrendiğine vurgu yapıyor. Sabas ayrıca konu hakkında şunları söylüyor: “Bana göre şiddet güçsüzlerin kendini ifade etme biçimidir. Hepimizin yaşamında şiddetin yoğun etkileri var. Çocuklarımızın en ufak bir davranışı karşısında hemen şiddet uygulamaya başlıyoruz. Kendi çocuğumuza bir şekilde şiddet üzerinden eğitim vermeye çalışıyoruz. Aynı yaklaşımı kadınlar kaşısında da uyguluyoruz. Eğitimsizlik ve bilinçsizlik her türlü sorunun kaynağı bence. Biz erkekler kendimizle yüzleşmekten korkuyoruz. Bunları cesurca, kaygısızca tartışıp özleştiri yaparsak bence şiddetin her türü yaşamımızda aşılır.”

Dinin etkisi 
 

Bir başka katılımcı olan Necati Çelikbaş ise, şiddetin başkasının özgürlüğünü kısıtlama üzerinden geliştiğini ifade ediyor. Çelişbaş,  şiddetin zayıf görülene karşı uygulandığını belirterek, erkeğin kendine bunu bir hak olarak gördüğüne dikkat çekiyor. Erkeklerin kadına kendi istedikleri gibi olmalarını istediğini söyleyen Çelikbaş şöyle diyor: “Ekonomik baskıdan tutalım her türlü baskıyı uygulamayı bir yaklaşım olarak kullanabiliyor. Dinin etkisi de var bence. Bir çok davranış halen dine dayandırılarak toplumda yapılmaya çalışılıyor. Çok eşlilikten tutalımda ‘kadın erkekten daha geridir’ düşüncesi bundan  ileri gelmektedir. Ayrıca erkeklik bizde hep abartıldı. Sonuçta ‘erkek adamın erkek oğlu olur’ diyen bir kültürden geliyoruz. Erkek neredeyse üstün ırk gibi. Hepimizin yaşamında bu zihniyet var. Bunlar ancak tartışılarak, konuşularak aşılır. Bence de eğitim burada önemli bir rol oynuyor.”

Şiddet Kaderimiz Değil

şiddet kaderimiz değil

BAŞLIK PARASINA HAYIR!