özgür kadin özgür toplumdur!

Kadın örgütlemesi toplumsal örgütlenmenin en temel ayaklarından biridir. Kadın nasıl ki toplumsallığı geliştirdiyse bugünde erkek egemenlikli bakış açısına karşı koyarak toplumu yeniden demokratik bir yaşam felsefesine götürebilir.

 

Özgür kadın özgür toplumdur!

Kadın örgütlemesi toplumsal örgütlenmenin en temel ayaklarından biridir. Kadın nasıl ki toplumsallığı geliştirdiyse bugünde erkek egemenlikli bakış açısına karşı koyarak toplumu yeniden demokratik bir yaşam felsefesine götürebilir. Gelinen aşamada kadın topluma ve kendisine kerşı binyıllardır geliştirilen geriliklere karşı koyarak örgütlenerek özgürleşme gerçekliğini yaratmak zorundadır. Örgütlenemeyen, iradeye kavuşmayan kadın, tanrıça kültürünün zihniyetlerden tamamen silinip, yaratılan değerlerin gerisine düşülmesi anlamını taşır.

Bu anlamda, “Toplumların özgürlükleri, her iki cinsin özgür eş-yaşam düzeyinde yaşama katılımları ile mümkün olacaktır. Kadın eksenli yaşamın örgütlenmesi özgür eş yaşamın yaratılması mücadelesidir.“ diyor Özgür İnsan. Bizler 'Utamara Kadın Buluşma Merkezi' olarak, Özgür eş-yaşam ilkesiyle kadın ile erkek arasında demokratik ve eşitlikçi bir paylaşımın sağlanabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle;

Kadına yönelik şiddetin çokça tartışıldığı günümüz de toplumumuzda bir gelenek olarak kabul görülen, yaralayan ama dokunulmayan, akademik olarak da analiz edilmeyen bir konuya dokunmak onu tartışmak ve gündem yapmak istedik. Çünkü bizler,"başlık parası" konusunun günümüzün en önemli toplumsal sorunlarından biri olduğunu, bize gelen şiddet mağduru kadınlarla yapılan mülakatların da bizi aynı sonuca götürdüğünü deneyimledik.

Bu kampanya ile kadına yönelik şiddetin bir parçası olarak ele aldığımız ”başlık parası” nı demokratik komünal toplumun temel gerekliliklerinden olan ahlaki politik toplumun ve alternatif olarak özgür eş-yaşam ilkesinin yaşam bulması için ön ayak olmak istedik.

Kadına yönelik şiddet;

Kadına karşı şiddet fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik istismarı içerir. Toplumsal cinsiyet rollerine dayalı bu şiddet, pek çok kültürde inanç, sosyal anane, gelenek ve ‘ahlak’ yargılarıyla meşrulaştırılmış, daimi hale getirilmiş, kurumlaşmıştır.

Bu egemen kültür erkeğe kadının bedeni, davranışları, yaşamı hakkında kontrol ve karar hakkı tanır. Yaşam daha ana karnındayken kız çocukları aleyhinedir. Daha doğmadan ‘istenmeyen’, ‘lanetli’ ilan edilen kız bebekleri öldürülür.

Çocuk yaşlarda cinsel istismar, aile içi şiddet ergenlik döneminde farklı şiddet biçimleriyle devam eder. Erkeğin, ailenin ‘malı’ olarak görülen kadın evlilik çağına geldiğinde bu kez başlık parası karşılığında başka bir erkeğe devredilir. Namus adına gerçekleştirilen cinayetlerle katledilir. Tecavüz, tacizlerle yaşamı cehenneme çevrilir.

Bir şiddet biçimi olarak başlık parası;

Genel olarak başlık parası, evliliklerde erkek tarafının kız tarafına ödediği bedel olarak geçer. Bir erkeğin başlık parası ödemesi durumunda onun sahibi olacağı anlamına gelir. Bu durum erkeğe kadın üzerinde her türlü tasarruf hakkı tanır.

Başka bir tanımda ise başlık parası, evlenecek erkeğin ya da akrabalarının kız tarafına ya da akrabalarına verilen “hediye” olarak tarif edilir.

 Başlık parasının kısa tarihçesi;

Kadın antropologların yaptığı araştırmalara göre başlık parası geleneği çok eski zamanlara kadar dayanmaktadır. Ancak çıkış biçimiyle dönüşüm biçimi arasında ciddi farklar vardır. Kadın eksenli toplulukların zamanı olan Neolitikte evlilik, baba, eş gibi kavramlar yoktur. Şimdiki algıyla tanımlayacağımız aile kurumu da yoktur. Anneler, erkek kardeşler ve dayılar vardır. O dönemde başka bir erkek figürüne rastlanmamaktadır. Klasik anlamda evlilik ilişkiside sözkonusu değildir. Sadece kadın ile erkek arasında esnek bir ilişki vardır. Bu ilişki ilkesizce değil aksine karşılıklı iredelerin özgür tercihlerine dayalı olarak gelişmektedir.

Neolitik dönemde kadın ve erkek birer "eş" olmaya karar verdiklerinde erkek ona hediyeler sunmak zorundadır. Yani erkek kadına çeşitli hediyeler, takılar, tahıl gibi toplumca önemli anlamlara sahip olan değerlerden hediyeler sunmaktadır. Bu kültürün amacı kutsal olan kadına kutsal değerlerle karşılık vermektir. Çünkü kadın yaşam ve toplumsallaşmanın ana kaynağı olarak görülmektedir. Dolayısıyla hediye olarak sunulan buğday, arpa, takılar da kutsaldır. Kadının doğal bir parçası olarak kabul görmektedir. O dönemin doğayla, evrenle, tüm canlılarla uyumlu olan anlayışının tipik davranış biçimidir hediye kültürü.

Bu hediye kültürü daha sonra özellikle sınıflı uygarlığa geçişle birlikte yavaş yavaş biçim ve öz değiştirmeye başlar. Daha önce insan topluluklarının yabancı olduğu mülkiyetçilikle tanışılır. Hediyeler mülkiyete dönüşür. Kadın eski kutsallığını kaybeder. Analık yerine babalık kavramı kutsanmaya başlar. Erkek esas, kadın ise mülkiyet konusu haline getirilir. Hediye kültürü adım adım bizim bildiğimiz başlık parasına dönüşür. Yani başlangıçta oldukça mahsum bir anlamı olan hediyeler zamanla erkek ve toplum arasında bir çeşit evlilik sözleşmesine dönüşür. Buda mülkiyetçilik temelinde gelişir. Yani kadın artık belli bir miktar karşılığında alınıp-verilen bir mülkiyete indirgenir.

Elbetteki başlık parasının dönüşüm tarihi aynı zamanda kadının özgürlükten köleliğe dönüşüm tarihininde tipik bir sembolü durumundadır. Kadının statüsündeki her değişim kadına layık görülen kutsallarında zamanla lanetli birer uygulamaya dönüşmesini beraberinde getirir.

Tek tanrılı dinlerde başlık parası;

Mesela Musevilerde ve daha sonra kilise hukukunda da başlık parasına bir hüküm niteliğinde rastlanmaktadır. Başlık parası evlenme akdi veya satış akdi olarak geçmektedir. Kızın ailesine "tamirtu:tirhatu" ve "maru" veya "mohar" ismiyle ödemeler yapıldığı kaynaklarda belirtilmektedir. Bazı durumlarda da erkek kız tarafına maddi ödeme yapacak durumda değilse hizmet karşılığında da başlık parasını ödemiş sayılmaktadır. Örneğin Hz. Musa'nın kayınpederi Hz. Şuayb'ın yanında kızıyla evlenmesi karşılığında sekiz ila on yıl çalışmayı tahhaüt etmesi bu türdendir.

 Yine Musevi din kaynaklarında erkeğin kadını boşaması halinde eşinin daha önce "bakire" veya "dul" olmasına göre değişen belli miktarda parayı kızın alesine verdiği, bunun da "mohar(başlık parası)" kavramı içinde kabul edildiği görülmektedir. Para karşılığında evlilik halen bir çok Yahudi topluluğunda devam etmektedir.

 Arap toplumlarında da "mehir, sadak veya saduka" adıyla başlık parası uygulaması geçmektedir. Erkek tarafından hangi ad altında ödenirse ödensin takdim edilen mal evlenecek kıza verilmiyor. Hatta bazen gelin bindiği deveden başka babasının evinden hiçbir şey getirmiyor. İslam hukukunda da başlık parası kadının evlendiğinde kullandığı bir mal olarak geçmektedir.

Türklerde de benzer bir uygulamaya rastlanmaktadır. "Kalın" ya da "kaling" olarak geçen başlık parası erkek tarafının maddi durumuna göre ödenen miktar değişmektedir.

Kimi halklarda başlık parası;

Romalılarda ve Atinalılarda erkek tarafından verilen mal, bir satış bedeli olma özelliği taşımaktadır. Evlenecek erkek kızın babasına veya bizzat kıza ödediği belli bir mal ile kadını adeta satın almaktadır. Ancak babanın da kızın durumunu güvence altına almak amacıyla damada bazı ödemelerde bulunduğu görülmektedir. Ilk zamanlarda sadece Atina'da rastlanan daha sonra bütün eski Yunan sitelerinde Romalılarda uygulanan başlık parası eşini boşamaması karşılığında kızın babası veya kardeşleri tarafından "kocaya" verilen belli bir bedeli oluşturmaktadır.

Zamanla Ortadoğu’da gelenekselleşmiş ve kuramsallaşmış olan bu uygulama, 19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde Kürt, Nasturi, Çerkez ve Ermenilerde de uygulanarak sosyal hayatı etkilemiştir.

Bu toplumlarda kız için ödenen başlığın miktarı ve değeri aileler için övünç kaynağı ve statü göstergesi olmuştur. Bazı yerlerde mal, tahıl vb. ürün olarak bazen de para olarak verilen başlığın bütün toplumlardaki ortak özelliği, başlık miktarının kızın mensup olduğu ailenin sosyal tabakası, medeni durumu ve yaşadığı mekâna göre artması veya azalmasıdır. Başlığın maddi değeri ne kadar fazlaysa, o kız çocuğunun ‘değeri’ o kadar fazladır!

Başlık parası tarih boyunca başta Babil, Hitit, Çin olmak üzere birçok kültürde varlığını korumuştur. Sadece Doğu toplumlarına has bir gelenekmiş gibi gözükse de aslında Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında olduğu gibi dünya genelinde de kadının köleleştirilme tarihiyle parelel olarak gelişmiştir. Uygulama biçim değiştirse de günümüzde farklı adlarla devam etmektedir.

Kürt toplumunda başlık parası;

Başlık parası bütün doğal toplumlarda olduğu gibi Kürt toplumuna da ait bir kültür değildir. Doğal toplumun animistik, tanrıça inancı, Mitra ve Zerdüştlük gibi zamanla farklılaşan inançlara sahip olan Kürtlerde rıza dışı evliliklerin toplumsal kabulü yoktur ve yasaklıdır.

Neolitik dönemin etkilerini bağrında taşıyan bu kültürde evlilik antlaşması tarafların karşılıklı hediye sunumlarıyla kutlanırdı. Özellikle kadınlara yaşamın devamlılığını sağlama ve üretimi geliştirme anlamlarını taşıyan buğday ve toprak verilirdi. Kadının etrafında şekillenen ve ona yaşamın her alanında hak tanıyan doğal yaşam biçiminde kadın kutsal olandı. Üreten, doğuran, şekillendiren olarak kadın, toplumda önemli bir yere sahipti.

Bu nedenle Kürtlerde başlık parası ataerkil süreç ve köleliğin gelişimiyle toplumsal ananelere yerleşmeye başlamış ve İslamiyet’le birlikte 'mehr' (bekâretin karşılığı) olarak yaygınlık kazanmıştır. Yaşanan savaşlar, sömürge politikaları, toplumsal alt-üst oluş, yıkım ve yoksulluk bu şiddet geleneğinin yerleşmesinde belirleyici olmuş, kadın mübadele nesnesi olarak kutsal olandan lanetli olana düşürülmüştür.

Günümüzde "başlık parası" uygulaması Kürt halkının genelinde yaygın olmamakla birlikte halen devam etmektedir. "Haqqe şire dayeke", "haqe xal", “ser sibehı” ( kızlığın bozulması hakkı), ve "qelan" gibi farklı isimler adı altında devam ettirilse de özünde hepsi başlık parasıdır. Kürt toplumunun genelinde olmasa bile halen yaygın olarak başlık parası uygulamasına rastlanmaktadır. Toplumun çeşitli kesimlerinde başlık parasını bir gelenek olarak gören ve dayatan anlayış “bu bizim kültürümüzdür” söylemine dayanarak meşrulaştırmak ve devam ettirmek istemektedir.

Başlık parasına dayalı evliliğe karşı Özgür Eş-yaşam;

Doğu ve Batı uygarlığı üzerinde güçlü etkileri olan Zerdüştlük kültürü; hoşgörüyü temel alan, meşru savunma dışında şiddeti dışlayan, kadın erkek eşitliğine önem veren, iyi bir eş olmayı iyi ahlakın seçkin erdemi sayan, çocukların doğruluk ilkesine göre eğitilmesini salık veren özgür ahlaklı bir öğretidir.

“Tanrı kadın ve erkeği bir arada ve birbirine arkadaş yaratmıştır. Arkadaşlar arasında eşitliği temel alan bu inançta kadın ve erkek eşit olarak kabul edilmektedir„denen Zerdüşti geleneği temel alarak Kürtler olarak inanç kimliklerimizi ve bunun yaşantımızda ki yerini yeniden ele alınmalıdır.

Günümüzde mevcut aile şekillenmesine alternatif tamamen özgür iradeye dayalı, kadını ve erkeği kimliksizleştirmeyen, tüketmeyen bir aile modeli toplum olarak hedeflenmelidir.

Binlerce yıl insan enerjisini tüketmiş olan geleneksel aile kurumunu yirmi birinci yüzyıl karakterine uygun bir düzenlemeyle ele almak, günlük olarak hakim olma, mülkiyet, feodalizm, kapitalizm ilişkilerini üreten bir kurumla değil, demokratik aileyle toplumu dönüştürebiliriz. Çünkü en küçük toplumsal yapı olan ailenin biçimi, özü ne ise genel toplumunki de öyledir. Aile ve kadın erkek ilişkileri toplumu oluşturan temel yapı taşıdır. Dolayısıyla değişim önce buradan başlar. Aile içindeki kadın erkek ilişkilerinin demokratik, özgür temelde düzenlenmesini toplumun bu tarzda yenilenmesinde, dönüşümünde ölçü olarak ele alınmalıdır.

Dolayısıyla Kürt halkının tarihinde olan Zedüşti kültürü yeniden canlandırmak, sınıflı uygarlığın topluma bulaştırdığı bütün etkilere karşı mücadele etmek temel hedefimizdir. Çünkü Zerdüşt felsefesi temelinde ailenin dönüştürülmesi Ortadoğu Rönesansı’nın temelini teşkil edecektir. Namus, ahlak ölçülerinin egemenlik kanunlarına dayanmayacağı, sevginin ve aşkın bir ticaret anlaşması olmaktan çıkarak, kutsal özüyle yaşanır hale gelebileceği yeni bir toplumsal düzenleniş, tüm insanlığın bu temelde yaşa-dığı sorunların çözümünü de içerecektir.

Neden başlık parası kampanyası?

Kimileri meseleyi kadına verdiği “yüce” değerin göstergesi olarak ele alsa da, hayatın hemen hiçbir aşamasında fikri sorulmayan kadınlar yaşamının en önemli parçalarında oradan oraya savrulmaktadırlar. Bu sömürüyü yapanlar sadece kadınları değil erkeklerle beraber tüm toplumu sömürmekte, yozlaşmaya sürüklemektedirler.

Utamara Kadın Buluşma Merkezi olarak; şimdiye kadar yaptığımız araştırmalar, katıldığımız seminerler, bire bir tanık olduğumuz ve dinlediğimiz kadınların hikayelerinden çıkardığımız sonuç şudur:

Genelde Kürdistan'da özelde de Avrupa'da kadın başlık parası ile ticari bir nesne gibi ele alınmaktadır. Bu kampanya ile Kapitalist modernite ve geleneklerin kıskacında kalan kadının kurtuluşu ve aile kurumunun demokratikleşmesi için ortak mücadele zemini yaratma ve bu konuya duyarlı bir kamuoyu oluşturmayı amaçladık.

Başta kadınlar olmak üzere, gençler ve toplumun tüm kesimlerin ilgisini, yine kampanyaya aktif katılmak isteyen herkesin düşünce ve önerilerini bizimle paylaşmalarını bekliyoruz. Duyarlı tüm kesim, kişi ve kurumları kadına karşı her türlü şiddetle mücadele etmeye özelde de zorle evlendirme ,namus adina öldürme,"başlık parasına hayır" kampanyamıza aktif destek vermeye çağırıyoruz.

 

BAŞLIK PARASI UTANCINA SON!

MÜLKİYET İLİŞKİLERİ KÖLELİKTİR!

ÖZGÜR KADIN ÖZGÜR TOPLUMDUR!

 

Şiddet Kaderimiz Değil

şiddet kaderimiz değil

BAŞLIK PARASINA HAYIR!