Başlık parasıyla kadın nesneleştiriliyor

Yürüttükleri kampanyayla kadının başlık parası ile ticari bir nesne gibi ele alınmasına karşı çıktıklarını ifade eden Sultan Öger, başta kadın ve gençler olmak üzere toplumun tüm kesimlerini bu utanca karşı durmaya çağırdı.

 

 

 

 

 

 

 

Başlık parasıyla kadın nesneleştiriliyor

Yürüttükleri kampanyayla kadının başlık parası ile ticari bir nesne gibi ele alınmasına karşı çıktıklarını ifade eden Sultan Öger, başta kadın ve gençler olmak üzere toplumun tüm kesimlerini bu utanca karşı durmaya çağırdı.

Kadın sorununa dair çalışmalarıyla adından söz ettiren Hollanda merkezli Utamara Kadın Merkezi, “Başlık parasına son” sloganıyla başlattığı kampanyasını sürdürüyor. Merkez, kampanya kapsamında Avrupa’nın değişik yerlerinde toplantılar düzenliyor; farkındalık yaratmaya çalışıyor.

Bir süredir devam eden kampanyaya ve genel olarak kadın sorununun bugünkü haline ilişkin Utamara aktivisti Sultan Öger’den bilgi aldık.

‘Toplumsal özgürlük eş yaşamla mümkün’

Kadın örgütlenmesinin toplumsal örgütlenmenin en temel ayaklarından biri olduğunu belirten Öger, şunları kaydetti: “Kadın nasıl ki toplumsallığı geliştirdiyse, erkek egemenlikli bakış açısına karşı koyarak yeniden demokratik bir yaşam felsefesine de götürebilir. Kadın, topluma ve kendisine karşı bin yıllardır geliştirilen geri yaklaşımlara güçlü bir şekilde karşı koymak ve örgütlenmek zorundadır. Örgütlenmeyen, iradeye kavuşmayan kadın, Tanrıça kültürünün zihniyetten tamamen silinmesine yol açar ve yaratılan değerlerin gerisine düşer. Toplumun özgürlüğü, her iki cinsin özgür eş yaşam düzeyinde yaşama katılmaları ile mümkün olacaktır.”

Ayrımcılık ana karnından başlıyor

Kadına karşı şiddetin pek çok kültürde inançlar, gelenekler ve ahlak kurallarıyla meşrulaştırıldığını ve daimi hale getirilerek kurumlaştırıldığını vurgulayan Öger, “Egemen kültür erkeğe kadının bedeni, davranışları ve yaşamı hakkında kontrol hakkı tanır. Yaşam daha ana karnındayken kız çocuklarının aleyhindedir. Çocuk yaşta başlayan cinsel istismar, aile içi şiddet gibi sorunlar, ergenlikle birlikte farklı şiddet biçimleriyle devam eder. Erkeğin ve ailenin malı olarak görülen kadın, evlilik çağına geldiğinde de bu kez başlık parası karşılığında bir başka erkeğe devredilir. Veya namus cinayetiyle katledilir; tecavüz ve tacizlerle yaşamı cehenneme çevrilir” ifadelerinde bulundu.

Köle pazarının modern hali!

Öger, başlık parasının tarihsel gelişimini ise şu sözlerle anlattı: “Sınıfların oluşmasından bu yana kadın her anlamda hizmet için var olmaya başlamış, soyun devamı ve bakımı için gerekli hale gelmiştir. Başlık parası köleci toplumların köle pazarlarından günümüze kadar boynumuzda bir lanet halkası olarak durmaya devam ediyor. Kadının o pazarlardaki meta konumu ‘kutsal aile’de de değişmemiş; başlık parası gibi çeşitli uygulamalar, isimler ve yöntemlerle hayata geçirilmiştir. Kölelik döneminde kadın ve erkek için geçerli olan bu düzen, daha sonra aile içinde de kadına özgü olarak yerleşmiştir. Baba evde söz sahibi olan tek kişi olmuştur.

‘Doğulu toplumlara özgü değil’

Çocukları üzerinde her türlü tasarruf hakkında sahip olan babanın kızını ‘verme’ karşılığında belli bir miktar mal alması, zamanla gelenek haline gelmiştir. Başlık parası tarih boyunca Babil, Hitit, Çin başta olmak üzere birçok kültürde de uygulanmıştır. Sadece doğu toplumlarına has bir gelenekmiş gibi görünse de, aslında Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında da az veya çok uygulanmaktadır. Romalılarda, Musevilerde, Araplarda, Atinalılarda başlık parası, bir ‘satış bedeli’ ve ‘hakların aktarımı anlaşması’ gereği olarak kabul görmüştür. Uygulama, 20. yüzyılda da Asya’da, Afrika’da ve Uzak Doğu’da varlığını güçlü bir şekilde devam ettirmiştir.”

‘Başlık parası Kürt tarihinde yok’
Öger, başlık parasının Kürt halkının tarihinde ve kültüründe nasıl karşılık bulduğuna ilişkin ise şunları kaydetti: “Başlık parası Kürt toplumunun kültürüne ait bir unsur değildir. Zerdüşt inancına sahip olan Kürtlerde rıza dışı evliliklerin toplumsal kabulü yoktu ve yasaklıydı. Neolitik dönemin etkilerini bağrında taşıyan bu kültürde, evlilik anlaşması tarafların karşılıklı hediye sunumlarıyla kutlanırdı. Kadının etrafında şekillenen ve ona yaşamın her alanında hak tanıyan doğal yaşam biçiminde kadın, kutsal olandı. Üreten, doğuran, şekillendiren olarak kadın, toplumda önemli bir yere sahipti.

‘Heqê şîrê dayîkê’

Kürtlerde başlık parası, ataerkil süreç ve köleliğin gelişmesiyle birlikte toplumsal ananelere yerleşmeye başlamış; İslamiyet’in gelişmesiyle birlikte ise ‘mehr’ olarak yaygınlık kazanmıştır. Yaşanan savaşlar, sömürge politikaları, toplumsal alt-üst oluş, yıkım ve şiddet geleneğinin yerleşmesinde belirleyici olmuş; kadın mübadele nesnesi olarak kutsal alandan lanetli alana düşürülmüştür. Günümüzde de başlık parası uygulaması, Kürt halkının genelinde yaygın olmamakla birlikte hala devam etmektedir. ‘Haqê şîrê dayîka’, ‘haqê xal’, ‘ser sibehi’ (Kızlığın bozulması hakkı) ve ‘qelen’ gibi farklı isimlerle devam ettiriliyor. Hepsi de başlık parasıdır. Bazen de para veya karşılığında ödenecek yeteri kadar değere sahip olunamadığında iki aile arasında ‘berdel’ gündeme gelebiliyor; ailelerin kızları değiş-tokuş edilebiliyor.”

Êzîdîlerde de var
Başlık parasının Êzîdî kültüründe nasıl var olduğunu sorduğumuz Öger, “Êzîdî kültüründe de varlığını sürdürüyor. Orada da ödenmesi gereken bedeli; kadının güzelliği veya sosyal tabakası belirliyor. Bir de Êzîdîlerle ‘iç evlilik’ yapma zorunluluğu vardır. Bir Êzîdî, ancak başka bir Êzîdî ile evlenebilir. Tanrı tarafından seçilmiş özel bir grup olduklarına inanan Êzîdîler, bir yabancının kanının nesillerine karışmasını ihanet ve en büyük günah sayarlar. Bu kural da çok katı ve tavizsiz uygulanır” ifadelerinde bulundu.

‘Herkesi desteğe çağırıyoruz’
Öger, görüşmemizin sonunda, kampanyaya destek çağrısı yaparak şunları söyledi: “Hayatın hiçbir aşamasında fikri sorulmayan kadınlar, oradan oraya savruluyor. Bu sömürüyü yapanlar sadece kadınları değil erkekleri de, tüm toplumu sömürmekteler. Yozlaşmaya sürüklemekteler. Utamara Kadın Buluşma Merkezi olarak şimdiye kadar yaptığımız araştırmalar, katıldığımız seminerler ve dinlediğimiz kadın hikayeleri şu sonucu ortaya çıkardı: Kürdistan’da ve Avrupa’da kadın, başlık parası ile ticari bir nesne gibi ele alınmaktadır. Bu kampanyayla da buna karşı çıktık. Kapitalist modernite ve geleneklerin kıskacında kalan kadının kurtuluşu ve aile kurumunun demokratikleştirilmesi için ortak mücadele zemini yaratmayı ve duyarlı bir kamuoyu oluşturmayı amaçladık. Başta kadınlar olmak üzere gençler ve toplumun tüm kesimlerini desteğe davet ediyor; herkesin kampanyaya aktif katılmasını, düşünce ve önerilerini bizimle paylaşmasını bekliyoruz.”


M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA 18.2.2014

 

Şiddet Kaderimiz Değil

şiddet kaderimiz değil

BAŞLIK PARASINA HAYIR!